Yusuf Atılgan
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü'nü tamamladıktan sonra öğretmenlik yaptı. Öğrencilik yıllarında katıldığı eylemler nedeniyle bir süre hapishanede yatan Atılgan, tahliye edildikten sonra çocukluğunun geçtiği Manisa'nın Hacırahmanlı köyüne döndü.

Yazın hayatına köyünde devam eden Yusuf Atılgan, 1976 yılında İstanbul'a gelerek çeşitli yayınevlerinde redaktörlük yaptı. Varoluşçu akımından etkilenerek yazdığı ilk romanı Aylak Adam, küçük burjuva aydın tiplemesi içinde sevgi temaları üzerine kuruludur.

Romanlarında nesnel dış dünya ile kahramanlarının iç dünyalarındaki çatışmayı konu alan yazar eserlerinde, çağın getirdiği bunalımların egemenlik altına aldığı sevgisizliği, umutsuzluğu anlatırken insanın kırılan direncini de gözler önüne serer.

İnsanın direncinin kırıldığı nokta trajik çatışmanın bitip dramatik çöküşün başladığı yerdir. Olayların geçtiği mekan, kahramanların oluşumunu da belirler. Atılgan'ın iki büyük romanı; 1958 Yunus Nadi Roman Ödülü'nde ikincilik kazanan "Aylak Adam" ve "Ömer Kavur" tarafından sinemaya aktarılan Anayurt Oteli'nde seçilen mekanlar kahramanların korktuğu aynı zamanda sığındığı yerlerdir. Ancak onların davranışlarını belirleyen korkudur: başkalarıyla ilişkiye girmekten, sevgiyi aradıkları halde sevilmekten, umudu aradıkları halde bir beklentiye girmekten korkarlar.

Anlatımda tekdüzelikten kurtulmak, kahramanların ruhsal durumlarını en iyi biçimde yansıtabilmek amacıyla değişik anlatım tekniklerini harmanlayan yazar, romanın şiir gibi yazılması gerektiğine inananlar arasında yer almıştır.